Transsibirya Günleri: Khabarovsk, Vladivostok,Moscow

14. Gün Khabarovsk, Cuma

Dimitri ve Allen’i bir önceki durakta uğurladıktan sonra biz de Khabarovsk’a iniyoruz. Ve içki muhabbetinde Ruslarla aşık atılmaz savımız bir kez daha doğrulanıyor! Hava simsiyah ve yağmur çiseliyor. Şansımıza küfür edip yağmurluklarımızı giyerek dalıyoruz şehrin sokaklarına. Yarım saate yağmurdan eser kalmadığı gibi ortalık günlük güneşlik.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-1-minŞehrin kalbi sayılan Lenin Meydanı

Khabarovsk umduğumuzdan çok daha keyifli bir şehir. Lenin Meydanı, sağlı sollu vitrinlerle süslenmiş, geniş kaldırımlı Amursky Bulvarı, Amur Nehri kenarında çadırdan kafe barlarla dolu bir yürüyüş yolu. Sıcağa rağmen büyük bir keyifle geziyoruz şehri.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-2-minAmursky Bulvarı

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-3Dormición Katedrali

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-4

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-5Nehir kenarı yürüyüş yolu

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-6Kent parkı

Akşam, Vladivostok varışlı son tren yolculuğumuza çıkacağımızdan yolluk bir şeyler alabileceğimiz bir market ararken dev bir süpermarket buluyoruz. İçerisi tam bir cennet. Hazır yemek ve salata satılan bölüm bizim her şey dahil tatil köylerinin akşam yemeği büfelerini aratmıyor. Yoldaşım, orada bulduğu 4 parçalık ızgara köfte paketi elinde, kendinden geçmiş halde elma dilim patateslere doğru hızla ilerliyor. Akşamki menümüz ızgara köfte ve kızarmış elma dilim patates. Değil akşamı, istasyona varmayı bile beklemeden yolda yemeye başlıyoruz patatesleri. İstasyona gelince de kuruyoruz meydanlık yere kaldırım soframızı. Bir ısırık köfteden… O da ne! Hatta bu da ne?! Köfte falan değil, bu bildiğimiz ciğer yahu! Ciğeri kıyma haline getirip köfte şeklinde ızgaralamışlar. Berbatttt! Hani ızgara köfte yiyecektik?! O güzelim yiyecek banketindeki en berbat seçimi yapmış olmanın ezikliği içerisinde, bir sürü çapulcu gezginin bunu da bulamıyor olduğu düşüncesiyle karnımızın tokluğundan mutluluk duyuyoruz.

Trenimize biner binmez dikkatimizi ilk çeken vagonumuzdan sorumlu, temizlik hastası ceberut kondüktör kadındıysa da asıl sürpriz kompartıman arkadaşımız olan ve sumo güreşçisine benzeyen, kavanoz dibi gözlüklü hanımefendi! Onun, kompartıman içerisinde sağa sola dönebilmesi için bizim her ikimizin de koridora çıkması gerekiyor. Sürekli kendi kendine bir şeyler söyleniyor. Anlaşılan çözemediği sorunları var! Derken ceberut kondüktör geliyor ve bize terlik, tarak, diş fırçası ve sabundan oluşan bir seyahat kiti veriyor. Bu da nereden çıktı; biz alışık değiliz ki böyle şeylere. Tren gezgini dediğin yağlı, paslı ve de çapulcudur. Ardından ısrarla bir şeyler anlatmaya çalışıyor ceberut abla, anlamıyor biz! Sumocu komşu bir an için sorunlarına es verip devreye giriyor ve “eating” diyor. Ne?! Seyahat kitinin üzerine bir de yemek mi?! Ama fazla lüks kaçtı bu bize! Neyse, hadi son gezimizde bilmeden kendimizi şımartmışız biraz deyip “OK, getir” diyoruz. Ceberut bu defa gulaski, sosiski falan diyor. Söylediklerinin içinde anlayabildiğimiz en akla yatkın görünen gulaskiyi sipariş ediyoruz. Sumocu da sosiski, mosiski, macaroni ifadeleriyle çocuğu ve kendisi için siparişi veriyor.

Yemeklerimizi beklerken yoldaşım koridora çıkıyor bir ara ve geri dönüp apar topar beni çağırıyor. Koridorda içmekten komaya girmiş bir ağabeyi sürükleyerek kompartımanına götürmeye çalışıyorlar da nafile! Hafiften telef etmişler bile, ağabeyin kafa göz darmadağın. Asıl komik olan ise esas adam baş kondüktörün tüm arbedeyi cep telefonu kamerasıyla kaydediyor oluşu! Ceberut abla hepimizi kompartımanlarımıza yollayıp temizliğe başlıyor. O arada yemeklerimiz geliyor. Ortada iki gulaski, iki sosiski var. Sumocu gulaskilerden birinin kendisinin olduğunu iddia ediyor. Eee, biz sosiski istemedik ki! Yoldaşım, buluyor ceberut ablayı, kolundan tuttuğu gibi getiriyor bizim kompartımana sumocuyla anlaşsınlar diye. Sumocu bir iki itirazdan sonra kuzu kuzu kabulleniyor sosiskisini. Zaten muhtemelen o mideye neyin girdiğinin de pek önemi olmasa gerek. Afiyetle silip süpürüyor ne var ne yoksa. Biraz daha kendi kendine söylendikten sonra uyuyor. Biz de sabah erken Vladivostok’a ineceğimizden, güne zinde başlamak için istirahate çekiliyoruz.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-7Gulaski

15. Gün Vladivostok, Cumartesi

END OF THE ROAD

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-8

Veeeeee 9288 km! Tren yolculuğumuzun günahı. Nasıl geçti hiç anlamadık ama Moskova’dan beri 9288 km’yi kat edip Vladivostok’a ayak bastık. Trenimize ve raylara veda edip otelimizi bulmak üzere dalıyoruz henüz uyanmamış şehrin boş sokaklarına. Kısa sürede buluyoruz düşük bütçeli otelimizi. Tek ümidimiz odamızı hemen teslim alabilmek ve banyo, tuvalet, temel gereksinimlerimizi sağlayıp güne tazelenmiş başlamak. Otel resepsiyonunda birbirinden minnak beyinli iki kız, ısrarla adımıza yaptırılmış bir rezervasyon bulunmadığını iddia ediyor. Eee, peki booking için havale ettiğimiz kaparo, tarafımıza yollanan açık adresli ve yol tarifli mail?! Rüya mı?! Yoldaşım, internet aracılığıyla sorunu çözebileceğini, kendisine yollanan maile ulaşması gerektiğini açıklıyor. Fakat bu sefer de kızlar internet için 100 ruble karşılığında satılan kartlardan almamız gerektiğini söylüyorlar. Mecburen alıyoruz.

Gelen maili gösteriyoruz, kızlar yollayan kişiyi tanımadıklarını söylüyorlar. Durum iyice Arap saçı! Neyse ki adamın verdiği bir cep telefonu numarası var. Minnak beyinli kızlar adamı arayıp durumu anlamaya çalışıyorlar. Otele geldiğimiz andan tam 55 dakika sonra kavga dövüş odamızı teslim alıyoruz. Hemen banyoya, trenin yağından, pasından kurtulup genel bakım yapmaya. Elimizde iki adet kahvaltı fişi var ama ertesi sabahın. Ama biz onları ertesi sabah kullanamayız, çünkü kahvaltı saatinde havaalanında olacağız. Eeee, bu kadar uyuzluğun üzerine otele hediye edecek halimiz de yok herhalde kahvaltılarımızı. Bir yolunu bulur muyuz acaba, hele bir bulalım şu kahvaltı verilen restoranı. En kötü ihtimal turistiz biz, o kuponların yarın sabahki kahvaltı için geçerli olduğunu anlayamayacak kadar kaz olma hakkına sahibiz! Hem kahvaltı kahvaltıdır. Yarın sabahki omleti zümrüt-ü anka kuşu yumurtasıyla hazırlamayacaklar ya! Bir grup Çinli olduğunu tahmin ettiğimiz işadamı içeri girerken bunu fırsat bilip dalıyoruz aralarına. Bitirim garson onları bir masaya yerleştirirken biz eblek bakışlı kamil olana seyirtip fişlerimizi eline tutuşturuyoruz. Az sonra servisimiz açılıp siparişlerimiz alınıyor. Yarınki kahvaltımızı kurtarmış olmanın şişkinliğiyle biraz istirahat ediyor ve sonrasında Vladivostok’u keşfetmek için çıkıyoruz.

Hava dayanılmaz sıcak. Önce şehri tepeden görmek için en yüksek noktasına, Kartal Yuvası Tepesi’ne (Eagle’s nest) tırmanıyoruz. Kan ter içinde kalıyoruz ama değiyor. Başta haliç olmak üzere koca şehir tüm güzelliğiyle ayaklarımızın altında. Bu tepe bizdeki Telli Baba gibi. Evlenen buraya geliyor. Etraf gelin, damat dolu. Ama bunlar buraya hem manzaralı düğün fotoğrafı çekmek hem de dostlarıyla kutlama yapmak için geliyorlar.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-9Eagle Nest Mount (Kartal Yuvası Tepesi) ve kuşbakısı Golden Horn (Haliç)

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-10-minKiril ve Slav alfabesinin babaları Cyril ve Methodius’un heykeli

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-11

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-12

Savaş anısına yapılmış bir kompleks ve kim bilir kaç aileye düşen ateşi unutmamak, unutturmamak adına hiç sönmeden yanan savaş anıtı.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-13

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-14Su altı Müzesi

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-15Uzak Doğu’da Sovyet Güçleri adına savaşanlar anısına yapılmış bir anıt

Gezilecek görülecek temel yerleri bitirdikten sonra biz de bitiyoruz. Sıcak dayanılacak gibi değil. Yapılacak en güzel şeyin Pasifik Okyanusu’nda yüzmek olduğuna karar verip otelden mayolarımızı alıyor ve Waterfront’a gidiyoruz. Denizin rengi çamur gibi, nerde Antalya’m, Bodrum’um! Yine de bu sıcakta nimet! Waterfront çok keyifli, hafta sonu olduğundan herkes buraya toplanmış. Uzun ve keyifli bir yürüyüş yolu, oyun parkları ve çadır kafe-barlar var.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-16

Bir marketten 1,5 lt’lik buz gibi biramızı alıp limandaki seafood marketten de yarım kilo kabuklu karidesi kaptığımız gibi kuruyoruz kaldırım soframızı. Gözlemlerimiz sonucu burada şişe ya da kutudan bira içmek yasak. Herkes çadır barlarda takılıyor ve orada da bira 50’lik plastik bardakta servis ediliyor. Bizde de o bardaklardan olduğundan şişeden doldurmak suretiyle sorunu çözüyoruz.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-17

Karidesler o kadar lezzetli ki, tadına doyamıyor, bir o kadar daha yemek istiyoruz. Anlaşılan cüzdandaki son gün için ayırdığımız para yetmeyecek. Gün daha çok uzun. Saat 18.00 ve burada bankalar cumartesi de çalışıyor. Hala para bozdurmak için şansımız var. Düşüyoruz yollara. Tren garına kadar şehirdeki tüm bankaları dolaştıktan sonra parayı dibimizdeki otelin ‘souvenir shop’unda bozdurabiliyoruz ancak. Veeeee gelsin buz gibi biralarla ikinci parti karidesler.

Gün batımını seyretmek için iskeleye gidiyoruz. Sibirya topraklarında son güneşimizi de batırdıktan az sonra polis dikeliyor tepemize. Suratından anladığımız kadarıyla kendi dilinde “yassak gardaşım burda bira içmek!” diyor bardaklarımızı işaret edip. “Turist” diyoruz, gülümsüyor. Topluyoruz pılımızı pırtımızı. Ne güzel de keyif yapıyorduk oysa!

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-18

Ortam çok hareketli, lakin bir sonraki birayı ulu orta içme riski yarın sabah bu toprakları terk edecek iki turist için gereksiz gözüküyor. Odamıza dönüp son biralarımızı çantalarımızı toplarken gümletip uykuya hazırlanıyoruz. Sabah erkenden yollara düşüp on beş günde 9288 km ray geçerek geldiğimiz mesafeyi Aeroflot ile dokuz saatte geri döneceğiz.transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-19Kuş bakışı waterfront

16. Gün Moscow-Istanbul, Pazar

KOKPİTTE MANGAL PARTİSİ Mİ VAR?

Gün ağarmadan yükümüzü sırtlanıp dönüş yolculuğuna başlıyoruz. Garın önünden kalkan otobüse binip şehrin epey dışındaki havaalanına gideceğiz. Kısa süreli bir o otobüs mü, bu mu, kaçtı mı, saat kaçta kalkacak paniğinden sonra en ön koltuğa kurulup sağanak yağmuru ve yemyeşil doğayı seyre dalıyoruz. Ufak bir havaalanından uçağımız dokuz saatlik yolculuk için havalanıyor. Biraz yiyecek, biraz içecek, biraz sohbet, biraz uyku derken uçak alçalmaya başlıyor.

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-20

Derken, tuhaf bir duman kokusu geliyor burnumuza. Yanıyor muyuz, yoksa kokpitte mangal partisi mi var? Hani bize hani bize derken tekerler piste inmiş bile. Hava göz gözü görmeyecek kadar kötü. İndiğimizi teker seslerinden anlıyoruz. Bir taraftan yağmur bir taraftan sis ortalığı korku filmi setine çevirmiş. Hava alanına girdiğimizde korku filmi daha bir gerçeklik boyutu kazanıyor. Etrafımızdaki herkes tıbbi maskeli ve duman kokusu ciğerleri acıtacak kadar keskin. Neler oluyor bu şehirde? On beş gün önce bıraktığımızdan farklı bir şeyler var! Günlerdir giderek büyüyen ve şehri boşaltma tehlikesine kadar varan orman yangınıymış tüm bu durumun aslı. Bir yandan o güzelim orman arazilerinin ve steplerin telef oluşuna üzülürken öte yandan İstanbul’a hareket edecek uçağımız için altı saat bu oksijensiz ve duman altı ortamda nasıl dayanacağımızı düşünüyoruz kara kara. Sheremetyevo hava alanı oldukça büyük. Gezine gezine göreceli olarak daha havadar bir bölüm buluyoruz kendimize. Bu arada uçuş için check-in yaptırmaya gidiyoruz, henüz kontuar kapalı. Yiyecek bölümündeki bir restoranın kızarmış patatesleri aklımızı başımızdan alıyor. Aç olmadığımız halde dayanamayıp paket yaptırıyoruz. Alt katta bulduğumuz ve hava alanı ortamına göre oldukça hesaplı sayılabilecek bir market buluyoruz. Oradan da buz gibi şişe biraları kaptıktan sonra marketin önündeki sosis tezgahına ait yüksek bar masasına kuruyoruz çıkınımızı. Turistiz ya, her şeyi yapabilme lüksüne sahibiz. Soran olursa, turistiz ve bilmiyoruz, hatta çok pislik çıkarsa ne dediğini de anlamıyoruz. Şişeler boşaldıkça, market dolabındaki soğuğuyla yenileniyor.

Uçuş saatimiz yaklaşıyor ve kontuara gidiyoruz. Kuyruk almış başını yürümüş. Yoldaşım söylenip duruyor, ona göre işler terse döndü mü mutlaka benim yüzümdendir! Bir arbede var, ne olduğunu anlamaya çalışırken uçamayacağımızı, uçağın yolcu kapasitesinin dolduğunu söylüyor kontuardaki bir grup yarım akıllı. Ne kapasitesi yahu?! Belediye otobüsü mü bu?! Bileti kesmişsin, o sefer sayılı uçaktaki mevcudiyetimiz önündeki ekranda parlarken sen bize kapasiteden söz ediyorsun. O aslında senin kapasiteSİZliğin! İşin aslı, Domodedovo havaalanı yangın yüzünden hava trafiğine kapandığından oradaki tüm yolcular da burada. Eyvahlar olsunnn, yoldaş beni öldürecekkk! Durumun ciddiyetini anlar anlamaz kıvrak zekasıyla hamlesini yapıyor yoldaş ve kontuardaki kadını transit yolcu olduğumuza ve İstanbul’dan kalkacak olan Amsterdam uçağımıza yetişmemiz gerektiğine ikna ediyor. Dil bilmenin ve kabin boyutunda sırt çantasıyla gezmenin sağladığı avantajla arkamızdaki bir sürü insana el sallayarak sihirli bölgeye geçiyoruz. Gümrüksüz bölge mahşer yeri gibi. Adım atacak yer yok, sıcak, havasız ve klimasız. Baykal Gölü suyunda damıtılmış özel vodkadan bir şişe alıp uçağa binmenin zafer sarhoşluğuyla üç buçuk saat sürecek olan yolculuğumuza havalanıyoruz. Çantalarımızda kirliler, aklımızda unutulmaz anılar, anımsadıkça yüzümüzde tebessüm oluşturan maceralar ve yeni rotaların, yeni maceraların hevesi…

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-22

HOŞÇA KAL SİBİRYA

SİBİRYA’DA BUNLARI YAP

  • Platzcard kompartımanda seyahat et.
  • Marketlerden sıcak suda kolayca hazırlanan noodle’lardan al.
  • Tren restoran-bar’ında takılıp yeni dostlar edin.
  • Kompartıman arkadaşınla ortak bir diliniz olmasa bile muhabbet et.
  • Trenin durduğu istasyonlarda vagonlara yanaşan satıcılardan kurutulmuş balık, bira, abur cubur al.
  • Vladivostok’daki sea food marketten bir torba dolusu kabuklu karides al.
  • Yola çıkarken çeşit çeşit sıcak su katılarak hazırlanan çabuk çorbalardan, poşet çay ve kahve al. Ve tabi bunları hazırlayabileceğin bir kupa. (vagonda görevli makinist bardak ödünç veriyor en kötü olasılık)
  • Baykal Gölü kıyısında tütsülenmiş omul balığı ye.
  • ‘Hostel’larda kal, couch surfing yap.
  • Borsch çorbası tat.
  • Pet şişede bira satın al.
  • Vagon tuvaletindeki musluğun nasıl çalıştığını bulmak için kafanı yor.
  • Tren kalkarken istasyondaki insanlara sanki seni uğurlamaya gelmişler gibi el salla.
  • Pencereden dışarıdaki muhteşem doğayı izle.
  • Bol fotoğraf çek.
  • Yaşadığın her anı not al, sonrasında okurken çok keyif alacaksın.

SİBİRYA’DA BUNLARI YAPMA

  • İçki konusunda Ruslarla yarışma!
  • Platzcard’da seyahat ediyorsan tuvalete gitmek için son dakikaya kadar bekleme, tuvalet kuyruğunda kaza geçirebilirsin!
  • Kazan’da deniz arama!
  • Krasnoyarsk’da parkta uyuma!
  • Ekaterinburg’da şehir merkezinde kalmayı aklından bile geçirme. Öyle bir yer yok!
  • Irkutsk’da bira şişesini kese kağıdına koymadan sokakta içme!
  • Baykal Gölü’nde yüzmeyi hayal etme (- bilmem kaç derece)
  • Vladivostok’a hafta sonu gittiysen harcamayı planladığın paranın 2 katını yanına al ki bizim gibi banka aramayasın! (pahalı olduğundan değil, ortam çok keyifli olduğundan)
  • Her gördüğün köfteyi köfte sanma!
  • Sibirya steplerini görmeden ölme!

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-23

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-24

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-25

transsibirya-gunleri-khabarovsk-vladivostok-moscow-27

184 total views, 1 views today

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *